Alt Tarafı Bir Gözlükçüyüm, Ama Korkudan Susuyorum
10 Ocak 2026 Cumartesi

Ah beyefendi, ben neyim ki?
Alt tarafı bir gözlükçüyüm.
Ekmeğinin peşinde koşan, kendi hâlinde bir esnaf. Öyle bir yerlere mesaj vermek, bir şeylerin altını çizmek gibi bir derdim hiç olmadı.
Evet, bir Facebook sayfamız var ama o da dükkânın sayfası. Orada da hep gözlükle ilgili şeyler paylaşırız: indirimler, kampanyalar… Müşterilerimize.
Zaten dükkânın Facebook’unu da çalışanlar yönetiyor. Onlara da sıkı sıkı tembihlemişimdir:
“Aman çocuklar, yanlış anlaşılacak paylaşımlar yapmayın.”
Adıma açılmış Facebook hesabında ise artık neredeyse hiç paylaşım yapmıyorum. Bir ara iyi vakit geçiriyordum sosyal medyada. O zamanlar Facebook masumdu.
Şimdi hiçbir şeyin masumiyeti kalmadı.
İlk zamanlar ilginç bulduğum şeyleri paylaşır, beğenirdim. Üzgün, sınırlı, gülümseyen emojiler yapıştırır geçerdim.
Arada Greenpeace, TEMA Vakfı gibi kuruluşlara destek verdiğim olurdu.
Komik çocuk videoları, hayvan görüntüleri… Cuma ve kandil günlerinde iyi dilekler.
Hasta ve sakat kimselerle ilgili paylaşımlar canımı yakardı. “Amin” tuşlarım eksik olmazdı.
Zaten toplasan altmış kişiyi geçmeyecek Facebook arkadaşlarım vardı. Çoğu aileden ve işten.
Sonra korkudan kapattım.
Nasıl kapatmayayım ki beyefendi?
Kadın ve çocuk tacizlerine karşı birkaç paylaşım yaptım diye bir anda kendimi taraf olarak buldum.
Ne feci bir şey bu.
Komşum terzi Sadık Bey yazdı:
“Karşı çıkman yetmez, idam kampanyasına katıl.”
Altına bankacı Tahsin yazdı:
“İdamı savunanlar bu ülkenin düşmanıdır.”
Al sana durduk yerde polemik.
Yorum üstüne yorum…
Kadınların masum olup olmadığından tut, ülkeye barışın nasıl geleceğine kadar yüzlerce görüş.
Vallahi paylaştığıma pişman oldum.
Meslekten arkadaşlar… İktidar karşıtı paylaşımlar…
Ya sen gözlükçü adamsın. Ne işin var böyle şeylerle?
Yanlış anlaşılsak, işimizi kaybetsek… Esnaf adamız. Borç içindeyiz.
Sildim birçoğunu arkadaşlıktan.
Sosyal medyayı kapattım. Okey ve tavlaya sardım.
Orada bile siyaset çıktı.
Orayı da bıraktım.
Bir gün oğlumu, ablasıyla fotoğraf çektirirken gördüm. Kafasının üzerinden tavşan yapıyordu.
Beynimden kaynar sular döküldü.
Bir tokat attım.
O güne kadar bir fiske bile vurmamıştım.
“Terörist mi olacaksın sen?”
Bu kelimeyle iki tokat daha indirdim.
Sonra…
Ağladım.
İşaretleri gösterdim. Kurt başı, rakamlar, semboller…
“Zaten bizim yıldızımız düşük.”
“Yanlış bir söz inkâr edilir, ama fotoğraf inkâr edilmez.”
İşte ben çocukları böyle büyüttüm.
Belki de yanlış yaptım.
Onları da kendi korkaklığıma ortak ettim.
Hayatım boyunca sembollerden uzak durdum. Sosyal medyadan uzak durdum.
Ve şimdi soruyorum:
Benim gibi bir adamdan, nasıl böyle bir aileye kız istemeye geldiniz?
Metin Turanlı
kaynak: https://optisyeninsesi.com/isimdeyim-gucumdeyim-korkak-esnaf/
